eleceğe Bir “Miras” Bırakın
31 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat
Geleceğe Bir “Miras” Bırakın
Melihat Gülses’in 5 CD’lik eşsiz eseri “Miras” albümü satışa sunulmuştur.
Türk Sanat Müziği’nde geçmişten günümüze bir kültür zenginliği sunan Miras koleksiyonunun satışından elde edilecek gelir, Kaleseramik Eğitim, Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı’nın burs verdiği öğrencilerin eğitimine katkı sağlamak için kullanılmaktadır. 5 CD’lik bu özel koleksiyon ile hem ülkemizin hem gençlerimizin geleceği için verdiğimiz desteğe siz de katılın!
Satın aldığınız her albüm, ihtiyaç sahibi çocuklarımız için yeni bir umut ışığı olsun.
Fatih Sultan Mehmet Belgeseli
21 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat
Youtube – Osmanlı Padişahları-Fatih Sultan Mehmet Belgeseli
Edebiyatın Tanımı
21 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat
Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir. Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.
Şair cümle kurmaz, bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle, güzel, unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır. Şair, dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk, ses, hacim gibi onları şeyleştirir, kırar, bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.
Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler, deyişler, tılsımlı biçimler haline getirilmesi, bunların sihir ve büyü alanında kullanılması, unutulmayan, ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi, şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki, yazı şöyle dursun, tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği, insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki, edebiyat, dilden önce idi.
Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir. Sanat dışı konularda (politika, hukuk, mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler, edebiyata yakın, destanî, güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.
Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.
Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler. İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır
İstanbul’u Karanlık Korkusu Saracak
20 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat
Studio Oyuncuları, 2010 sezonunu 8 Ocak’ta Şahika Tekand’ın yazıp yönettiği ve oynadığı Karanlık Korkusu ile açtılar.
İlk kez 16. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali’nde sahnelenen; yurtdışında Belçika, Hollanda ve Fransa’da oynanan Karanlık Korkusu, 8 Ocak 2010 tarihinden itibaren sezon boyunca her Cuma 21.00’de Studio Oyuncuları sahnesinde izlenebiliyor.
Karanlık Korkusu, 21 ve 22 Ocak tarihlerinde İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Şişhane’deki yeni binasında yer alan performans merkezi “Salon”da sahnelenecek. Oyun, Deniz Palas’ın giriş ve birinci katında yer alan “Salon”da gerçekleştirilen ilk tiyatro gösterisi olacak.
Karanlık Korkusu’nda çağdaş kentli insan, sistemde var olmaya çalışan beş rol kişisinin tek bir karakterin monologunu oluşturan konuşma örgüsü ve en doğal insan hareketlerinden en soyut sonuca ulaşmayı hedefleyen bir sahneleme düzeni içinde anlatılıyor.
0090 Festivali kapsamında sahnelendiği Brüksel, Antwerp ve Rotterdam’da büyük ilgi gören Karanlık Korkusu, 14 Aralık’ta da İstanbul Kültür Sanat Vakfı ile Cultures France`in ortaklaşa yürüttükleri “Fransa`da Türk Mevsimi” kapsamında Paris’te Théâtre du Gymnase’de sahnelendi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfi
Sadi Konuralp Caddesi, No: 5
Sishane 34433 Istanbul
T: (212) 334 07 00
F: (212) 334 07 16
KARANLIK KORKUSU
STUDIO OYUNCULARI
Yazan/Yöneten: Şahika Tekand
Dekor ve Kostüm Tasarımı: Esat Tekand
Işık Konsepti ve Tasarımı: Şahika Tekand
Ses Konsepti ve Tasarımı: Şahika Tekand
Oyunda kullanılan müzik örnekleri Zeynep Gedizlioğlu bestelerinden alınmıştır.
Yönetmen Yardımcıları: Verda Habif, Nilgün Kurtar, Ayşe Draz
Oyuncular: Şahika Tekand, Şerif Erol, Arda Kurşunoğlu, Ridade Tuncel, Ahmet Sarıcan
Işık-Sinyal-Müzik: Özgür Özcan, Selen Kartay, Nilgün Kurtar
Oyun 21.00’de başlar, yaklaşık 1 saat sürer ve tek perdeliktir.
Bilet fiyatları: Tam 25 TL, indirimli 15 TL
Bilgi için: (0212) 246 77 25, 0531 975 50 27 www.studiooyunculari.com, www.biletix.com
STUDIO OYUNCULARI
Valikonağı Cad. Akkirmanlı Sok. 30/38 Nişantaşı – İstanbul
KARANLIK KORKUSU’NA DAİR
- Karanlıktan kaçarken ışığın içinde kör oluş…
- Her reddediş çabasının itaat edilmesi gereken bir komuta dönüşmesi…
- Her atılan adımın hemen ardından bunun sistem tarafından, sistemi işleten kurallardan biri haline getirilmesi…
- Olup biteni şimdiki zamanda (ve gerçek zamanda) yöneten ve giderek tanıdık olan ve bir süre sonra da onlarsız hareket dahi edilemeyen komutlar, kodlar, simgeler…
- Sistemin dili…
- Maruz kalış… öğreniş… dönüşüm…
YAZAR VE YÖNETMENİN NOTLARINDAN
- “Karanlık Korkusu” çağdaş insanın, sistemi işleten bir oyun taşına dönüşmesini, oyuncuların gerçek zamanda maruz kaldıkları “oyun” kuralları ile şekillenen eğlenceli ama bir o kadar da zorlayıcı bir sahne aksiyonu içinde var olma mücadelesi verdikleri ve oyun alanının adeta bir simülasyon odasına dönüştüğü bir sahneleme düzeni içinde ifade eder.
- Oynanan oyunun ve kurallarının, gerçek zamanda öğrenilmesi süreci hem oyuncu hem de seyirci için eş zamanlı bir deneyim gerçekleştirir.
- Oyunun müziği, sahne aksiyonunun oluşum sürecine bağlı olarak kompoze edilmiş olmasına karşın, performans sırasında sahne aksiyonunu manipüle eder ve sahne aksiyonunun bizatihi kendisinin şimdiki zamandaki en temel varlık koşullarından biri haline gelir.
- Beş rol kişisi, aynı koşullarda farklı tepkiler vererek var olmaya çalışırlar.
- Beş oyun kişisinin monologları belli bir matris düzeninde iç içe geçer.
- Bu beş monologu hem simultane hem de süperpoze (hem yan yana hem de üst üste) var edecek şekilde örülmüş konuşma örgüsü, sistem içindeki çağdaş kentli insanı ifade eden bir tek ana karakterin monologunu oluşturur.
- Şahika Tekand’ın kendi yöntemine de ironik bir yaklaşım sergilediği Karanlık Korkusu, en doğal insan hareket ve tepkilerinden en soyut sonuca varmayı hedefleyen bir sahneleme düzeni içinde gerçekleşir.
Klasik dünyamiz artik çok renkli
17 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat

BURSA – Dostoyevski, Tolstoy, Kafka ve Mary Shelley gibi
Macbeth’in, özellikle genç okurlar tarafindan en çok satanlar listesine taşinmasinin ardindan, diğer dünya klasiklerinin uyarlamalari da peş peşe piyasaya çikmaya başladi.
“Çizgi Roman Dünya Klasikleri” öncülerinden NTV Yayinlari’nin Genel Yayin Koordinatörü Elif Kutlu edebiyata ve çizgi romana olan ilgisi nedeniyle projenin kendisini çok heyecanlandirdiğini söyledi.Dünya klasiklerinin çizgi roman halinde yayimlanmasinin çok geniş bir kitle tarafindan beğeni topladiğini dile getiren Kutlu, şunlari söyledi: ”Serinin, yayimlanmaya başladiktan sonra sadece gençlerden değil, bu eserleri daha önce okumuş ve okumamiş olan yetişkinlerden de büyük ilgi gördüğünü fark ettik. Çizgi roman dünya klasiklerine ilgi çok büyük. Satişa çikmadan ikinci, üçüncü basimlarin siparişlerini aliyoruz. Işin farkli ve ilginç tarafi, bu kitaplar, eski dönemlerde yayinlanan çizgi romanlar gibi macera esasli tüketim yayinlari değil, tam tersine okurunu hem eğlendiren hem de edebiyata yönelten bir misyona sahip eserler.”
‘AMAÇ EDEBIYATI SEVDIRMEK’
Kutlu, klasiklerin çizgi roman uyarlamalarini yayimlamalarinin öncelikli nedeninin, yayinevinin ürün yelpazesini genişletmek ve zenginleştirmek olduğunu belirterek, şöyle konuştu: ”Ancak bunu yaparken, elbette ayni zamanda kamuya bir kültür hizmeti götürmeyi de düşündük. Beğenenler olduğu gibi tepki gösterenler de var. Gözlemlerimize göre beğenenlerin orani, karşi duranlardan kat kat fazla. Yayinevimizin misyonu ve politikasi içinde gerçek kültürel değerlerle buluşmak, okurumuza edebiyati sevdirmek ve benimsetmek edebilik denilen şeyi kavratabilmek için bazi yayinlarimizin araci görevi üstlenmeleri de var. Bu açidan çizgi roman ideal bir araç. Bilindiği gibi Türkiye’de roman okuma orani oldukça düşük durumda. Gençlerimizde bu alişkanlik çok yerleşmemiş. Çizgi Roman Dünya Klasikleri’ne ilgi duyulduğu takdirde bu genç, potansiyel okur kitlesinin edebiyata da yönelebileceğini düşündük. Böyle bir kamu kültürü projesinin dezavantajlari olacağini düşünmüyorum. Hiç Shakespeare ya da Kafka okumamiş birinin, çizgi roman araciliğiyla da olsa Kafka ve Shakespeare hakkinda bilgi ve fikir sahibi olmasinin, hiç olmamasina göre nasil bir dezavantaji olabilir?”
Kutlu, projenin daha önce bu eserlerin tadini almiş eski kuşaklara da söz konusu romanlari yeniden değerlendirme imkani sunduğunu belirtti.
2009′da en çok şikayet Aşk-i Memnu’ya geldi
17 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat

ANKARA – Radyo ve Televizyon Üst
RTÜK’e yapilan şikayetlerde yerli diziler ilk sirayi alirken, bu şikayetlerin yüzde 20’sinin diziler, yüzde 13′ünün yarişmalar, yüzde 10′unun reklam kuşaklari, yüzde 9′unun eğlence programlari, yüzde 6’sinin güncel programlar, yüzde 6’sinin haber bültenleri ve yüzde 5′inin de yorum programlari hakkinda olduğu belirlendi.
RTÜK’e ulaşan şikayetler incelendiğinde, izleyicilerin en çok ”çocuklarin ve gençlerin korunmasi” ile ”Türk aile yapisi ve ahlaka aykirilik” gerekçesiyle şikayette bulunduğu belirtildi.YEMEK PROGRAMLARINA DA ŞIKAYET VAR
Izleyicilerin yerli dizilerle ilgili en fazla öne çikan şikayet gerekçesi, ”Türk aile yapisi ve ahlaka aykirilik” oldu. Bu yöndeki şikayetlerin yüzde 40′i da yerli diziler için iletildi.
”Türk aile yapisi ve ahlaka aykirilik” kriterine ilişkin olarak vatandaşlardan gelen şikayetlerin yüzde 40′i diziler hakkinda gerçekleşti. ”Çocuklarin ve gençlerin korunmasi” kriteri hakkindaki şikayetlerin yüzde 35′i de yine dizilere ilişkindi.
En çok şikayet edilen yerli dizi ”Aşk-i Memnu” olurken, bu diziyi ”Kurtlar Vadisi-Pusu” ve ”Tek Türkiye” izledi. Tüm yerli diziler hakkindaki şikayetlerin yüzde 25′i, ”Aşk-i Memnu” dizisine geldi.
”Türk aile yapisi ve ahlaka aykirilik” kriterine ilişkin bildirimlerin yüzde 24′ü yarişmalara ilişkin olarak geldi. Bu konuda en fazla şikayet 2 bin 304 bildirimle ( yüzde 37) ”Yemekteyiz” adli programa geldi. Bu programi, şikayetlerin yüzde 16’sini alan ”Bir Şarkisin Sen” ve yüzde 9′unu alan ”Mehmet Ali Erbil’le 50 Sarişin” takip etti.
IZDIVAÇ PROGRAMLARINA ŞIKAYET
RTÜK’e başvuran seyirciler, sadece reklam kuşaklarini değil, ayni zamanda özellikle diziler ve filmler içerisinde yayinlanan reklamlari da eleştirdi. Izleyiciler en çok reklamlarin uzunluğundan ve müstehcenliğinden (yüzde 20) şikayetçi oldu.
Kuşak programlari hakkinda kaydedilen 4 bin 333 bildirimin yarisina yakini ”Zuhal Topal;la Izdivaç” adli programa yönelik olarak gerçekleşti. Bunu yüzde 13 oraniyla ”Müge Anli ile Tatli Sert” ve yüzde 8′lik oranla ”Esra Erol’la Izdivaç” adli kuşak programlari izledi.
Bu üç programa ilişkin bildirilen şikayet gerekçelerinde ilk sirayi ”kişilik haklarina aykirilik-hakaret” konusu alirken, ”ayrimcilik (dil, din, irk)” ve ”kişiye yönelik şikayet (sunucu veya katilimci)” kriterleri hakkinda da bildirimde bulunuldu. Vatandaşlarin şikayetlerinin, programda kullanilan ifadeler ve bunlari dile getiren katilimcilar üzerinde yoğunlaştiği gözlendi.
Haber bültenleriyle ilgili şikayetlerde ise yüzde 40 oraninda ‘’siyasi parti propagandasi”, yüzde 38 oraninda da ”taraflik yayincilik” yapildiği savunuldu.
Haber bültenleri konusunda en fazla şikayet edilen kanallar, yüzde 13 ile Kanal D, yüzde 12 ile Star TV ve yüzde 11 ile Show TV oldu. Izleyiciler, yaptiklari başvurularin yüzde 27’sinde genel anlamda bütün kanallardaki haber bültenlerinden şikayetçi oldu.
Pamuk: Kendimi sürgünde görmüyorum
17 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat

LONDRA – Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, bazen ABD’de, bazen de Türkiye’de yaşadiğini, “kendisini sürgünde görmediğini” söyledi. Pamuk, Ingiliz kitabevi Waterstones’un kitap ve eleştiri
Bu konuyu röportajinda yazara soran Lawson’a, Orhan Pamuk şu yaniti verdi: “Harvard Üniversitesinde ders vermek için ABD’de bulunuyorum. Sürgünde değilim. Ara sira Türkiye’ye dönüyorum, kendimi sürgünde görmüyorum. Zaman zaman Türkiye’de, zaman zaman Amerikan üniversitelerinde, zaman zaman da dünyanin her yerinde yaşiyorum.”
“HALA MEŞGULÜM VE HALA ÜLKEMI SEVIYORUM”
Pamuk, Mark Lawson’un, “Bir dergiye verdiği demeç sonucu aleyhinde açilan davanin Türkiye ile ilişkilerini etkileyip etkilemediği” sorusu üzerine de, “Eğer ikametgah anlaminda soruyorsaniz, hayir fazla etkilemedi. Psikolojik ve duygusal anlamda da değişiklik olmadi. Hala meşgulüm ve hala ülkemi seviyorum” dedi.Nobel edebiyat ödüllü yazarlarin genellikle meşguliyetlerin artmasindan şikayet ettiklerinin animsatilmasi üzerine de Pamuk, kendisi için bunun doğru olmadiğini söyleyerek, şöyle konuştu: “Ödülümden çok fazla keyif aldim. Sadece biraz hayatimdaki meşguliyeti artirdi, o kadar. Bana yeni okuyucular da kazandirdi. Yeni kitaplarimi hevesle bekleyen yeni okuyucularim var. Neden şikayet edeyim ki? Insanlar Nobel ödülüyle mağdur edilmiş gibi davranmak istiyorlar, bence bu doğru değil. Herkese Nobel ödülünü kazanmayi tavsiye ediyorum, çok güzel bir şey.”
Ingilizceye çevrilen son kitabi “Masumiyet Müzesi” konusunda ise Pamuk, kitabin tarihi bir roman olmadiğini, kitapta anlatilan olaylari bizzat gördüğünü, yaşadiğini ve tecrübe ettiğini kaydetti.
Bu yil Pamuk’un küratörlüğünü yaptiği Istanbul’da açilmasi planlanan Masumiyet Müzesi’nden de makalesinde bahseden Lawson, “Bu müzenin açilacak olmasi, Pamuk’un Türkiye’den sürgün edilmediğinin kaniti gibi” ifadesini kullandi.
Makalede, “Kitaplarina ABD ve Avrupa’da, Türkiye’den daha fazla değer verildiği” konusundaki ortak kaniya katilmayan Pamuk, “kitaplarinin her zaman Türkiye’de iyi karşilandiğini, olumsuz düşüncelere rağmen, tek bir okuyucu bile kaybetmediğini” vurguladi.
Melis Bilen – Yetenek Sizsiniz Türkiye 3. Bölüm
17 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat
Attila İlhan’la Mustafa Kemal
16 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat
Attila İlhan’dan Mustafa Kemal şiiri
Kum ile resim yapma sanatı
16 Ocak 2010 Yazan Ayaz24
Kategori kultur-sanat

